Bizim gibi soğuk savaşın son yıllarına denk gelmiş kuşakların kafasında bir klişe vardı. Özgürlükçü, liberal Amerika tutucu, baskıcı komünist Sovyetler Birliğini yenmiş, Berlin Duvarı yıkılmış, Dünyada özgürlük rüzgarları esmişti.
Bu hikaye 90’lı yıllarından başından bugüne kadar devam etti. Trump 2.0 döneminde ise büyük bir eksen kayması yaşandı. Artık kimse inkar edemiyor ki Amerika özgürlüklerin, serbest ticaretin ve liberalizmin merkezi değil. Her fırsatta gümrük tarifeleri koyan, yurt dışındaki fabrikaları ülkesine taşımak için şirketlere tehditler savuran, Filistin savaşında İsrail’i eleştiren akademisyenleri işinden eden, tüm göçmenlerin üzerine gestapo benzeri kolluk güçleriyle giden bir Amerika var. Nato’nun lağvedilmesinden, Avrupa ülkelerine konulan siyasi ambargolara kadar çok sayıda baskıcı olay ve gelişmeye tanık oluyoruz.
Kabul etmeliyiz ki ABD artık İsrail gibi çok sayıda insan için sempatik olmayan bir müttefik dışında hiçbir ülkenin sevgisini yada dostluğunu kazanamıyor.
Epstein dosyaları, X platformunu dönüştürdüğü karanlık ortam, seçimlerde kullandığı Nazi selamı gibi bir dizi skandala imza atan Elon Musk da artık bir süper kahraman gibi görünmüyor.
Amerika’nın hayali süper kahramanlara şimdi her zamankinden daha fazla ihtiyacı var. Ancak görünen o ki ülkenin giderek karanlıklaşan imajını İran savaşından sonra Batman yada Süperman de düzeltemeyecek. Ülke global ölçekte kazandığı 70 yıllık sempatisini adım adım yitiriyor. Trump Amerika’sı girişimcilik cennetinden çok Gotham’a benziyor.

Çin Yüzyılı mı?
Teknoloji, bilim gibi konularda da durum farklı değil. Yapay Zeka, insansız araçlar ve otomasyona uğramış akıllı fabrikalar konusunda ülke Çin’in gerisinde kaldı. Örneğin 2025 yılında insansı Robot pazarının%90’ını Çin elinde bulunduruyor.
Hepsi bu kadar da değil. Yenilenebilir enerji, güneş enerji sistemleri, elektrikli araçlar ve batarya teknolojileri ve 6G gibi ileri iletişim teknolojilerinde de Çin Amerika’nın çok önünde yer alıyor. 2026 itibarıyla Çin, Satın Alma Gücü Paritesi bazında ABD’den yaklaşık 11.7 trilyon dolar daha büyük bir ekonomiye sahip. Tüm bunlar Amerika’nın borçlarını nasıl ödeyeceğini kara kara düşünürken gerçekleşiyor.
Yeni Amerika eski Sovyetleri anımsatırken Çin ülkeler arasındaki siyasete ve savaşlara doğrudan dahil olmaması, üretimin küresel ölçekte geliştirilmesi için gösterdiği çaba ve teknoloji alanındaki atılımlarıyla 20. yy’ın başındaki Amerika’yı anımsatıyor. Dünyanın ağırlık merkezi tekrardan Batıdan Doğuya kayıyor.
Ford’un yerini BYD, Apple’ın yerini Xiomi, Facebook yerini ise Tiktok aldığı bir yüzyıla giriyoruz. Anlaşılan o ki Hollywood’un can çekiştiği şu günlerde Çin film sektöründe de Dünya lider olursa akıllarda Amerika’dan geriye yalnız Trump’ın rüzgarda savrulan sarı saçları kalacak.

Bir Cevap Yazın